30 Kasım 2014 Pazar

Samsung

Telefondan televizyona kadar evde her şeyi samsung olan biri olarak bu yazıyı yazmayı birkaç saattir düşünüyordum. Nasip şimdiyeymiş. Kurduğum cümleleri unutmadan yazmaya başlıyorum.

Bu samsung telefonlar çok dayanıklı azizim. Kasten parçalamaya çalışmazsanız 5. kattan da düşse başına bir şey gelmez, senelerce kullanılır. Denedim oldu yani (lütfen evde denemeyiniz, galaxy s5 inizin parçalanması durumunda sorumluluk kabul etmiyoruz, etmem yani).

Bugüne kadar 3 samsung telefon kullandım. 2si kızaklı, biri düdük tuşlu acayip bişey. Kızaklı telefonları çok sık düşürmezseniz, en aşağı 6 sene gidiyolar. Tuşlu olanı ise, başka modellerinde ne olur bilmiyorum ama, ne kadar düşerse düşsün hiçbir şey olmuyor kendisine. Ama ekranına karşı hassas olmak lazım.

Telefonlar iyi güzel, ama televizyonlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bunlardan bir tanesi karşımda, ve başka yerlerde de çok samsung tv gördüm. Beğenmedim açıkçası. Tamircide karşıma çıkan ,saba veya sabah, tam hatırlamıyorum, marka bir televizyonun görüntü kalitesi daha iyiydi.

Samsung telefonların şarj aletine hassas davranın. Üflesen bozuluyorlar. Kulaklıklarda da durum aynı. Gerçi genel olarak kulaklık çok uzun dayanmayan bir şey, o konuda çok eleştiri yapamam -ama binbir hevesle alınan kulaklığın üç hafta dayanması da çok koyuyor insana be-.

Sonralıkla, bu yazıyı sonuna kadar okuduğun için teşekkürler. Eğer satır atlayıp da sonu okuyorsan, okumadığın satırlarda mutluluğun sırrı yazıyor, dön oku derim.

Ayrıca, hiçbir telefon 3310un eline su dökemez. Nokia. Pardon, nokta. Ehe.

Yıllar sonra gelen edit : Ben bu samsungun tabletlerinin ta amk. Bi donar, bi kasar, bi eli ayağına dolaşır. Yüz milyonluk dandirik tabletimsilerden alın daha iyi amk. Çok sinirliyim amk. Elim ayağım titriyo amk.
Hoşçakalın ameke.

28 Kasım 2014 Cuma

Yabancı Dil Öğrenme

Öncelikle, baştan söyleyeyim, burada yazacaklarım bilimsel bir dayanağı vs si olmayan, sadece bir tavsiye olabilecek şeylerdir.

Şimdi, kelime öğrenmekle başlayalım. Ben -sizde işe yarar mı bilmem, herkes farklıdır- altyazılı film izleyerek kelime öğrenirim. Sesleri dikkatli dinleyerek telaffuzları da iyi öğrenebilirsiniz aslında.

İngilizceniz iyiyse, ve başka bir dil öğrenmek istiyorsanız -ingilizceniz orta seviyede olsa da olur, bir yazıyı aşağı yukarı anlayabiliyorsanız tamam- ingilizce altyazılı farklı dillerde filmler de izleyebilirsiniz. Bir taşla iki kuş, hem yeni bir dil ve yeni kelimeler, hem de ingilizceniz gelişir, alıştırma niyetine.

Film izlemek diyorum, bu şarkı dinlemek de olabilir, maksat dile kulağınız alışsın. Telaffuzları da çözün. Ha, öğrenmek istediğiniz dili konuşan bir ülkeye gitmek, orada bir süre yaşamak da iyi olur, hoş olur, oh mistir ama herkes de gidemiyor ki canım. Ben gidemiyorum mesela.

Sözlük kullanabilmelisiniz. "Ne var bunda yeaaa" diyeceklere de peşin peşin cevabı vereyim: Ben sözlük nasıl kullanılır bilmeyen adam gördüm, hatta arkadaşımdı bu eleman.

Seviyenize göre kitap alın o dilde, okuyun. Sözlük de kullanın tabi, mesela diyelim ki, sözcük pencil. Siz onu bilmiyorsunuz diyelim, hadi olmaz öyle şey de, oldu diyelim, bir bakarsınız sözlüğe, kalem, tamam. İki bakarsınız, hadi en fazla üç kez bakarsınız, sonra bakmazsınız. Artık öğrenirsiniz o kelimenin anlamını.

Kalıpları -selamlama, temel soru hedeleri vs vs- öğrenmek için de kitap okuyabilirsiniz. İşe yarar yani.

Ondan sonra da zaten o dili çat pat konuşabilirsiniz.

Hadi hoşçakalın!