27 Aralık 2014 Cumartesi

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak

2001 yılında tamamlanmış olmasına rağmen 2004'te gösterime girebilmiş, Ahmet Uluçay'ın hem yönetip hem oynadığı film.
O kadar güzel, o kadar samimi ki hiç bitmesin istiyor insan. Defalarca izleyesi geliyor, izliyor, doyamıyor.
Filmde müzikler çok iyi kullanılmış. "Beyaz giyme" o kadar yakışmış ki filme.
Bazı yerleri -belki biraz da tırstığım için- pek beğenemedim. Mesela ahırımsı yere girişleri, kadının filmleri yakışı, ve Nihal'in cevizi yiyişi. Cadı gibi öcülerin kulakla bişeyler yapışı vs. Müzikler çok gerdi doğrusu.
Nedendir bilmem, bizim oralarda da kullanıldığı için olsa gerek, Recep'in "Abaaaaa! Yingeeee!" diye bağırdığı sahneyi çok beğendim, nebliym, çok samimi geldi bana.
Beyaz giyme'yi her duyduğumda bu güzel film aklıma geliyor. İlk izlediğimde o kadar etkilendim ki, telefona zil sesi yaptıydım [:)].
Gelelim konuya:
Gımıldakçı Mehmet ve Recep'in hikayesi anlatılıyor. Bu iki arkadaş bir film gösterme makinesi yapmaya çalışmaktadır, fakat resimler gımıldamamaktadır. Recep karpuzcunun yanında, Mehmet ise berberin yanında çırak olarak çalışmaktadır. Recep şimdi adını hatırlayamadığım bir kadına ineklerine vermesi için karpuz kabuğu götürürken orada gördüğü Nihal'e aşık olur. Nihal ondan yaşça büyüktür. Ben tam anlayamadım, ama galiba Nihal'in küçüğü de Recep'e aşık galiba. "Garpuzcunun çıraa"... Karpuz kabuğu isteyen kadın onu "güzel piç" diye sever, bir gün saçlarını över. Şans bu ya, Recep ayna ile tarak alır kendisine, Mehmet'in de ustasının onu test edeceği tutar. Mehmet'e kestirtir saçlarını Recep'in. "Anasını ağlattın saçların"... Recep Mehmet'le bir mektup yollar Nihal'e, ona aşık olduğunun yazdığı. Nihal gizli bir yerde okur mektubu, gülümser. Odadaki oyuncak bebek düşer, kaldırır. Oradan çıkar. Bebek yine düşer. Recep ve Mehmet'in resimler gımıldıyordur artık. Gımıldakçı Recep ve Mehmet... Sonradan öğrenir Recep. Nihal ve ötekiler taşınmıştır. Ağlar Recep, ağlar. Tek destekçileri deli Ömer, ölmüş nişanlısı Nuriye'nin gelmediğini görünce parçalar makineyi, gider. Recep ve Mehmet denizi izlerler. Recep ona yazdığı film senaryosunu anlatır, "Değirmenci, buğdayım var öğütülcek".
Kaç para şu sekizlik kamera?
"Kim icat etti len bu gımıldak lafını? Adımız gımıldakçıya çıktı. Gımıldakçı Recep aşağı gımıldakçı Memet yukarı. Ne len bu? Buna sinema derler sinema!"

İşte buna sinema derler!
















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder