Cancağızlar, farkındayım, uzun süredir yazdığım yok. Aman, zati okuyanım yok ki. Deli gibi yazıp duruyorum kendi kendime.
Şinci, film 1999 yapımı. Ama gerek görüntüler, gerek kıyafetler bana private peacefulu anımsattı. Film 2012 filmi gibi.
Frank McCourt deyü bi eleman var. Filmin başında yeni doğan kız kardeşi Margaret Mary birkaç günlükken ölüyor. Böylece İrlandalı ailemiz, Amerika'dan İrlanda'ya geri dönüyor. Frankie bu sahnede "Biz özgürlük heykeli ne Merhaba dedikten sonra hoşçakal diyen ilk İrlandalı aike olarak tarihe geçtik" gibisinden bişiler söylüyor. Ayrıca filmdeki olaylar 1930lu yıllarda geçiyor.
Şinci ailemiz geri geliyor insanların açlıktan, kıtlıktsn kırıldığı, yağmuru hiç eksik olmayan Limerick'e...
Bu frankın babası kuzeyli bir protestan, annesi güneyli bir katolik. Filmin başında frankie bununla ilgili de bişiler diyor.
Frankın kardeşleri hep ölüyor. Yazık lan amına koyim. Babaları alkolik, hangi işe girse kovuluyor. Anneleri ise ne kadar çırpınsa da bi bok olduğu yok.
Frankın altı delik ayakkabıları ile okulundaki piçler hep dalga geçiyor. Filmin sonlarına doğru okulda frank gibi pek çok öğrencinin aslında potansiyeli varken, harcandoğını falan söylüyor bir öğretmen.
Frankın babası ingiltereye gidiyor çalışmak için. Para falan yolladığı yok. Frankie çalışıyor bir süre, ama gözleri kör olacak bir duruma gelince annesi ihtiyacı olan en son şeyin kör bir oğul olduğunu söyleyerek, bizimkinin çalışma hayatına son veriyor.
Babaları beş parasız dönüyor. Fakat sonra yine gidiyor. Frankie peşinden gitse de, babası ona eve dönmesini söyleyince bundan vazgeçiyor. Sonraki cumartesi biraz para yolluyor babaları. Çok sevindirik oluyorlar. Sonraki cumartesi, ondan sonraki cumartesi, ondan haber gelmiyor. Ve sonraki tüm cumartesiler...
Ve görüyoruz ki, frankie eşek kadar adam olmuş.
Bunlar ısınmak için evin tahta duvarlarını falan yıkıyor.
Ev sahibi durumu anlayınca onları kovuyor. Bunlar da çişine sahip olamayan, çişini dökmekten aciz bir herifin evine yerleşiyorlar. Sonra bir gün bu adamla frankie arasında kavga çıkıyor. Frankie çok pis dayak yiyor. Annesi ona onu savunduğu için teşekkür edeceği yerde, o herifin odasına çıkıyor.
Frankie evden o gece ayrılıyor. Bir akrabasının yanına gidiyor. Akrabası onu güzel karşılıyor. Orada kalıyor frank. Sonra bir gün iş görüşmesine gidecek, kıyafetlerini yıkıyor. Bu nedenle kıyafeti olmadığından, ölmüş bir kadının elbisesini giyiyor. Akrabası ona çok gülüyor, sanırsam teyzesi olan bir kadına göre ise, kıyafetleri iğrenç kokuyor.
Ertesi gün teyzesi hanım bunu alıyor, mağazaya götürüp ona güzel kıyafetler alıyor. Frankie de onu öpüyor.
Frankie postacı oluyor.
Veremli bir kadınla emmeli gömmrli şeyler yapıyor. Sonra o kadın ölüyor. 16 yaşında ilk birasını içip sarhoş olan frankie annesine sürtük diyor ve tokat atıyor -şok şok şok sayın okuyucular-.
Sonra kilisede yaşadığı her şeyi Saint Francis'e -böyleydi sanırsam- anlatıyor.
Bir süre onun ağzından borçlulara tehdit mektupları yazfığı tefeci bir kadının ölüsüyle karşılaşıyor. O da fırsat bu fırsat, borç defterini denizr atıp, kadının parasının bir bölümünü de cebine atıp gidiyor.
Sonra ay tutulması falan oluyor.
Sonra, ver elini amerika....
Film bitiyor.
Arada irlanda dansı meselesi, 31 falan da var. İzlerseniz görürsünüz.
Hadin hoşçakalın.
Başka saçmalamacalarda görüşmek üzere...
Hadi dağılın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder