13 Ocak 2015 Salı

Back to the future

Öncelikle, bu yazıyı bu serinin her bir filmi için ayrı ayrı yazmayı düşünüyordum. Ana üç filmi de art arda izleyince, bütün filmler, sahneler kafamda çorba oldu. Hazırsanız başlıyorum.
Back to the future, geleceğe dönüş, 1985, 1989 ve 1990 yapımı -üç film ya- film. Marty Mcfly'ı Michael J Fox, Dr Emmett Brown'ı Christopher Lloyd canlandırıyor. 3 filmde de varlar, başrol işte.
İlk filmde bir kaza sonucu Marty 30 yıl öncesine, 1955e dönüyor. Orada boş boş takılırken birden fark ediyor ki, babası George Mcfly yanında! Şok oluyor tabi. Bende babamı gençken karşımda görsem, şok olur, kalpten falan giderim heralde -ya da yok, ben şaşırmam-. Sonracııma işte babasının eskiden de pısırık olduğunu görüyor. Sonra bunları düşünürken birden fark ediyor ki, babası gitmiş. "Baba, George, bisikletli" diye arkasından koşuyor babasının.
Ve sonra fark ediyor ki, babası ağacın üzerinde, bir kızı seyrediyor dürbünle, adam röntgenci. Sonra babasını araba çarpmasından kurtarıyor, ama kendisine araba çarpıyor, işler boka sarıyor. Annesi babasıyla bir araba kazası sonucu aşık olmuştu, ve martynin yediği şok yüzünden annesi babası yerine marty ye aşık oluyor. Yani annemin bana abayı yaktığını mı söylüyorsun, Doktor? Marty doktoru buluyor, ona her şeyi anlatıyor. Doktor önce inanmıyor. Ama marty kafasındaki yarayı nasıl yaptığını anlayınca, inanıyor. Konuşuyorlar falan. Doktor kendisine kendisini bulana kadar kimseyle konuşup konuşmadığını soruyor. Sonra marty anlatıyor durumu, böyle böyle. Doktor ona hemen bu durumu düzeltmesini ve annesinin babasına aşık olmasını sağlamak zorunda olduğunu söylüyor. Yoksa yok olacak. Resme bakıyolar, yok olmalar başlamış bile. Bu arada, zaman makinesi çalıştırmak için yıldırımı kullanmayı planlıyorlar.
Marty çok uğraşıyor, sadece annesinin kendisine daha fazla aşık olmasını sağlıyor. Sonra annesini ve babasını bir partide birleştirmeye, ve aşık olmalarını sağlamaya karar veriyor. Sonra arabayla annesini oraya götürünce arabada annesi onu öpmeye çalışıyor. Marty baya bi geriliyor. Bir şeyler oluyor. Biff marty yi bir arabanın, müzisyenlerin arabasının, bagajına kapatıyor. Ve marty nin annesini arabada sıkıştırıyor. George de anlaştıkları gibi arabada marty nin olduğunu sanıp kapıyı açıyor, Biff onun kolunu çeviriyor. Marty nin annesi onu engellemeye çalışsa da olmuyor. Sonra birden suratına George un yumruğınu yiyor. Marty? Onu arabadan çıkartmaya çalışan gitarcının eli kesiliyor. Marty koşarak George un yanına gidiyor. Mutlu oluyor manzarayı görünce. Gitarcının eli kesilince marty alıyor eline gitarı, önce earth angel, sonra johnny b. goode... Bir de bunları kendisi çalmış gerçekten, buradan helal diyorum kendisine.
Bir ara marty nin eli yok oluyor annesiyle babasının arasına biri girince, sonra babası onu dövüp uzaklaştırıyor. Eli ve fotoğraftaki kardeşleri geri geliyor.
Marty johnny b goode u söylerken çarpılmış gibi davranınca herkes korku dolu gözlerle ona bakıyor, çocuklarının bu müziği çok seveceğini söylüyor marty.
Sonra anne babasıyla konuşuyor.
Eğer çoçuklarınız olursa içlerinden biri 8 yaşında halıyı yanlışlıkla yakarsa ona kötü davranmayın.
Marty gidince annesi "Hmm, marty, güzel isim" diyor.
Calvin Klein don meselesi falan da vardı başta, demeyi unuttum.
Marty doktorun yanına gidiyor üstünü değiştirip. Doktorun cebine gizlice öleceğini ve önlem almasını yazan bir mektup koyuyor, ama doktor bunu bulunca yırtıyor. Marty geleceğe dönünce doktorun yerdeki hareketsiz bedeniyle karşılaşıyor, ağlarken doktor kalkıp ona çelik yeleği ve 1955 tarihli bir mektubu gülerek gösteriyor.
Sonra her şey oh misken, Marty ve sevgilisine hemen 2015e gitmeleri gerektiğini yoksa çocuklarının başına kötü şeyler geleceğini söylüyor doktor. Ve birinci film, the end.
İkinci film.
2015e gidince marty nin sevgilisini bayıltıyorlar. Bir şekilde marty nin çocuklarının başına gelecekleri önlüyorlar.
Bu arada, jaws 19a kadar çekilmedi, hala uçan Kaykay ve arabalar, bize göre boy değiştiren kıyafetler, ve o ayakkabılar yok. Ulan yıl olmuş 2015, hala terziye gidiyoruz. Rezillik resmen. Neyse, konuya dönelim.
Sonra doktor marty nin uyanıklık yapıp aldığı almanakı çöpe atıyor, ve biffin geleceği onu buluyor. Bundan bizimkilerin haberi yok. Başlarına gelen binbir türlü şeyden sonra 1985e dönüyorlar. Ve onları 1985te bok gibi bir dünya bekliyor.
Biff, yaşlı biffin getirdiği almanak sayesinde zengin olmuş, marty nin babası ölmüş, annesiyle evlenmiş biff, marty üvey evlat. Sadece buradan bile mis gibi ağlamalık sümkürmelik türk filmi çıkar.
Doktorla babasının mezarının başında karşılaşıyor marty.
Üvey babası biff onu öldürmeye çalışırken doktor onu kurtarıyor.
1955e dönüp her şeyi halletmeye ve almanakı bifften alıp yok etmeye karar veriyorlar. Bi ton aksiyon, bi sürü ekşın. İşte marty yok ediyor almanakı, ve birden doktor ve zaman makinesi kayboluyor. Marty ye 1885ten bir mektup geliyor.
Doktor oraya yerleşmiş, kendisine iyi olduğunu ve buraya gelmemesini, 1955teki doktoru bulup zaman makinesini -yerini de söylüyor- tamir etmelerini ve 1985e dönmesini söylüyor.
Doktor, marty yi 1985e gönderince ve birden marty yi karşısında görünce şok olup bayılıyor, ikinci film bitiyor...
3. Film...
Doktor bunların bir rüya olduğunu ve marty yi geleceğe gönderdiğini kendi kendine söylerken bir kez daha marty yi karşısında görünce kapıyı yüzüne kapatıyor. Marty anlatıyor bsşına gelenleri. Mektubu falan gösteriyor. Birlikte zaman makinesini bulmaya gittiklerinde marty çok kötü bir şeyle karşılaşıyor, doktor ölmüş! Doktora da bunu gösteriyor ve marty nin geçmişe gidip doktorun ölmesini önlemesini sağlamaya karar veriyorlar.
Marty yi komik şekilde giydiriyor doktor, geçmişe gidiyor marty. Karşısında kızılderilileri görünce hemen saklanıyor, sonra bunların ardından başkaları da geliyor. Sonra bir felaket daha, zaman makinesinin yakıt deposu delinmiş! Çalışmıyor!
Bir felaket daha, karşısında ayo, ayağında nikelarla ayıdan kaçıyor, 1885te! Bir şok daha. 100 sene önceki ailesiyle, ve büyük büyük bilmemneyi olan kişinin bebekliğiyle karşılaşıyor, onu seviyor. Bebek onun eline çiş yapıyor. O kısım tam yarılmalık zaten.
Vahşi batı.
Biffin 100 yıl önceki haliyle, çılgın köpekle karşılaşıyor.
Bar gibi bir yerde, oradaki adama buranın demircisinin nerede olduğunu soruyor. Çılgın köpek gelince, marty ona çılhın köpek diyor. Çk -çılgın köpek- delitiyor ve ayaklarına ateş ediyor, dans et deyip gülüyor. Herkes şok oluyor, çünkü marty o zaman kimsenin görmediği ay yürüyüşünü yapıyor, adının clint eastwood olduğunu söylüyor. Herkes ismine gülüyor.
Çk onu asmaya çalışıyor -asıldığı yeri bir görün hele- (not olarak ama önemli: bir yerde okuduğum bir yazıya göre Micheal j Fox burada teknik bir aksaklıktan dolayı uzun süre gerçekten asılı kalmış oradaki herkes onun rol icabı çırpındığını sanmış. Onun Parkinson olmasında bunun payı varmış galiba) doktor onu kurtarıyor. Marty her şeyi ve mezar taşını anlatıp gösteriyor. Fakat klara kleytın şeysini anlamıyorlar. Doktorun evine taşıyorlar zaman makinesini. Bir gün yolda giderlerken bir kadının köprüden alağı düşmek üzere olduğunu, arabanın son hızda aşağıya düştüğünü görüyorlar, kleytın köprüsünden. Onu kurtarıyorlar, ama ismini öğrenince şok oluyorlar. Kadının buradan düşmesi ve köprüye onun adının verilmesi gerekiyordu. Ve aşık olmayacağını söyleyen doktor, klaraya abayı yakıyor. Dansa falan gidiyorlar, bunlar dans ederken marty de yeni çıkan colt tabancaları deniyor. Bütün hedefleri 12den vurunca adamlar doğal olarak bunu nerede öğrendiğini soruyorlar. Atari salonunda, diyor marty, adamlar şok.
Sonra olay çıkıyor. Çk ona saat yedide düelloya gelmesini -pazartesi- söylüyor, marty de diyor "8 olsun, ben kahvaltıdan sonra adam öldürürüm". Bu cesaretten dolayı ona coly tabancayı falan veriyorlar. Doktor ona diyor, çocuk sen naptın. Marty diyor saat 8de 1985te olacağız. Doktor diyor ya tren gecikirse.
O zaman boku yediniz işte.
Pazar akşamı doktorla tartışıyor marty, karar veriyorlar doktor geleceğe gelecek. Klarayla veda etmeye gidip ona zaman makinesinden bahsedince klaranın kezbanlığı tutup, "sen beni oyalıyon, cul vern dedin tamam, teleskop tamam, dans tamam, zaman makinesi öeehh artık" kapıyı kapatıp sevgilisinden ayrılan kezo pozisyonunda yatakta ağlıyor. Doktor barımsı yere gidip oradakilere geleceği anlatıyor, sabaha kadar. Kimse ona inanmıyor.
Sabah marty bakıyor, doktor yok. Noluyo amk durumu. Saat ilerlemiş. Yarım saat anca var sekize, iş çok. Durum bok.
Doktoru tam götüreceği sırada doktor gece boyunca hiç dokunmadığı içkiyi kafasına dikip bayılıyor. 15 dakika kalmış, doktor baygın, dışarıda düello için bekleyen çılgın köpek... Durum boktan beter.
Sonracııma doktoru rehin alıyor bunlar, çık dışarı falan. Marty sonra çıkıyor. Diyor, erkekçe dövüşeceğimizi düşünüyorum. Çılgın köpek diyor, yok öyle bi dünya. Ateş ediyor, marty yerde. Doktor başında ağlıyor. Buram buram türk filmi havası kokusu. Sonra marty birden ayağa fırlayıp çelik yeleği gösteriyor. Ve çk ye vurup gübrelerin içine atıyor. Şerif onu içeri tıkıyor. Herkes çok mutlu. Yok, daha mutlu son değil. Son olarak büyükten de büyük şeysine colt tabancayı fırlatıyor marty. Ona veriyor.
Bunlar bilimsel bir deney yapacaklarını söyleyip lokomotifi kaçırıyorlar. Doktor lokomotifte. Marty zaman makinesi arabada, doktora hızlarını söylüyor. Klara ortaya çıkıyor. Doktor arabaya onu da almaya çalışırken klara düşecek gibi oluyor. Marty onlara uçan kaykayı yolluyor.
Sonuç: Telef olmuş bir lokomotif, geleceğe gidememiş doktor ve klara, karşısında trenle arabada bir marty...
Son anda marty arabadan çıkıyor ve araba zaman makinesi, doktorun istediği gibi parçalanıp yok oluyor.
Bunlar, Jennifer ve Marty arabada, biffle yarışma yapacaklar, son anda marty geri dönüyor. Jennifer bunu neden yaptığını sorunca, marty diyor, onlarla yarışacağımı mı sandın?
Ve berbat gelecekleri değişiyor, marty nin kovulduğunu yazan kağıt değişiyor, yazı yok oluyor. Parçalanmış arabanın yanına gittiklerinde marty orada 1985te bozuk olan saat oraya ilk takıldığı gün çektirdikleri 1885 tarihli fotoğrafı buluyor. Sonra 1885ten lokomotif zaman makinesiyle, klara, doktor, oğulları jules ve verne ortaya çıkıyor. Jennifer ona bu yazı değişiminin nedenini sorunca doktor geleceğin değişebileceğini, onları güzel bir geleceğin beklediğini söylüyor. Ve marty ye o fotoğrafın çerçevelisini verip gidiyor.
Gelecek değişebiliyor, kleytın yolu şeysi, clint eastwood şeysi olmuş! Yani marty!

Yol mu? Gittiğimiz yerde yola ihtiyacımız yok.

Ben sonuna kadar bıkmadan, usanmadan yazdım. E siz de okuyun bi zahmet.
Hadi hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder