20 Temmuz 2015 Pazartesi

I Origins

Linkteki blogda yazan cümle gerçekten çok iyi anlatıyor filmi.

"Bağımsız başlayıp Hollywood biten film."

Aha bu blog.

2014 yapımı bilimden girip reenkarnasyondan çıkan bi acayip film.



Ian Gray diye, gözler üzerinden evrim mi yaratıcı mı tartışmasına noktayı koymakta kararlı bir bilim insanı güzel gözlü bir kadınla karşılaşır fakat kim olduğunu bile öğrenemeden ayrılırlar.





11i takip ederek ona bir otobüste yeniden rastlar, ve filmin yarısının yarısını kaplayan emmeli gömmeli şeyleri başlar.





Yazar burada sevişme sahnelerinin bir bilimkurguya göre gerçekten çok fazla olduğunu anlatmaya çalışıyor (bilimkurgu dedilerdi ama babam ve oğlumdan daha dramatik sahneler vardı valla. "Açeydim gollarımı" halt etmiş.)



Ian solucanların iki duyusuna asistanıyla birlikte görme duyusunu da eklemek istemektedir.

Evlenme kararı aldıkları Sofi (güzel gözlü kız) ile laboratuvarda ettikleri sohbet sırasında Ian tanrının varlığının kanıtı olmadığı için ona inanmadığı gibisinden bişeyler söyler.

Sofi solucanlar üzerinden "atayizler bunu da açıklayın" minvalinde konuşur.

Solucanlar, evet göremezler, fakat onlar böyle de yaşayabilirler.

Solucanlar görmezler ışığı, ama bu ışığın olmadığı anlamına gelir mi?

Biz de tanrıyı göremiyoruz, bu tanrının olmadığı anlamına gelir mi?

(Cevab veremedi)





Ian'ın güzel asistanının Ian ve Sofi'nin bu aşkitoşkoş hareketlerinden rahatsız olduğu her halinden belli olmaktadır, en sonunda dayanamaz ve gider.
Bu arada az önce yazdığım sözler söylenirken asistan orada yoktu.

Ian ve Sofi öpüşme sevişme eylemini laboratuvarda gerçekleştirmeye kalkışınca tabiki de beceremezler, devirdikleri kaptaki formaldehit Ian'ın gözlerine gelir.

Shitler fucklar havada uçuşur, hemen asistanı geri çağırırlar.

Laboratuvardan ayrıldıklarında, Ian'ın gözlerinde bant vardır, yani göremez.

Dairelerine ulaşmak için asansöre binerler, fakat asansör bozulur.

Asansör fantezisi şey etmek isteyen Sofi Ian'ın kapıcıyı arama ısrarına rağmen bunu yapmaz.

Ian dayanamaz, gözündeki bantı çıkarır ve bozuk asansörden yukarıya tırmanır.

Sofi'ye uzanır, onu da çeker ve onlar çıktıkları an asansör yıkarı çıkmaya başlarlar.

Tam zamanında çıkmışlardır (?).



Ian Sofi'nin cevap vermemesinden kıllanır, bir de bakar ki Sofi'nin yarısı yoktur!

Sofi önceden Ian'dan istediği gibi yakılır, külü havaya savrulur.

Onu avutmaya gelen asistanıyla sarılır, öpüşür sevişir falan Ian.

Vee 7 yıl sonra...

Asistanı ve Ian evlenmiş, bebek beklemektedirler.



Solucan deneyi başarılı olmuş (heralde), Ian tv haberlerinde takılmaktadır.

Bebekleri doğduğunda retina ikizinin yaşlı bir siyahi olduğunu görürler, fakat doktor onlara bununla ilgili bilgi vermez.

Bebeklerine doktor tarafından erken otizm teşhisi konur ve algısal bazı testlere tabi tutarlar sabiyi.

Ian ve eşi ise durumdan kıllandıkları için bir süre sonra buna karşı çıkıp giderler.

Sonradan yaptıkları araştırmayla, bebeğe "algısal test" adı altında gösterilen resimlerin, aslında başka amaçlar için yapıldığını, bebeklerinin önceki hayatında İdaho'da bir çiftlik sahibi olduğunu, erken otizm olayının ise onları buraya getirebilmek için uydurulmuş bir yalan olduğunu öğrenirler.

Bir program aracılığıyla aynı laboratuvarda çalıştıkları Kenny ile ölmüş tanıdıklarının retina ikizlerini vs yi bulurlar.

Ian'ın eşi, Sofi'yi de aramalarını ister.


Ian ilk önce bi tuhaf olmuş gibi görünse de sonra tamam der ve Sofi'nin gözlerinin fotoğrafını gösterir.

Sofi'yle aynı gözde biri birkaç ay önce Hindistan'da görülmüştür!

Reenkarnasyon?

Yok artık ebesinin noluyo aq?

Eşinin ısrarları sonucu o kızı bulmak için Hindistan'a gider Ian.

Ian koca bir ilan verir.

Sofi'yi 11i takip ederek bir ilan sayesinde bulmuştur, ve reenkarnasyona uğramış versiyonunu da yine bir ilan aracılığıyla bulacaktır.

Günlerdir, haftalardır telefonların ardı arması kesilmese de hala bulunamamıştır aranan çocuk.

Ve Ian onu gözlerini dikmiş ilana bakarken bulur.


Biraz bildiği ingilizce ile Ian'la benim bile götümü yırttığım halde, hiç zorlanmadan anlaşan öksüz küçük Salomina'yı kaptığı gibi evine götürür, çilek falan verir Ian.

Görüntülü olarak eşiyle konuşur, ve kıza küçük bir test yaparlar.


Kız % 44 yapar, rezil bir sonuçtur, hiç yapmasın daha iyidir.

Kızın adını vs sini ona söyleyen öğretmenine geri götürmek için asansöre yaklaştıklarında, kız çığlıklar içinde Ian'a sarılır ve ağlamaya başlar.

Ve Ian da..


Ve el ele, musmutlu kapıya giderler.


Bitti.

Film sonundaki sahnelerde Einstein'ın falan hep Hindistan'da reenkarne olduklarını görürüz.

Biz?

Bizi unuturlar mı cnm, Jacqueline Kennedy de Angara'daymış.


Bu da ekran görüntüsü alıp eklemezsem rahat edemeyeceğim hassiktir dedirten ekşi sözlük entry'si.



Yeter bu kadar amk kolum çıktı beynim aktı.

Hadin hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder